'Boydak ailesini 2 kez uyardım'

Çevre ve Şehircilik Bakanı Mehmet Özhaseki, FETÖ soruşturması kapsamında tutuklanan Boydok ailesi üyelerini 17-25 Aralık'tan sonra iki kez uyardığını anlattı.

Çevre ve Şehircilik Bakanı Mehmet Özhaseki, İnternethaber Yönetim Kurulu Başkanı Hadi Özışık ile İnternethaber yazarı Süleyman Özışık'a 15 Temmuz darbe girişimini ve 17-25 Aralık sürecini değerlendirdi. Özhaseki verdiği röportajda şimdiye kadar hiç anlatmadığı konulara değindi.

17-25 Aralık sürecinden sonra çevresinde Gülen hareketine üye 25-30 işadamını uyardığını açıklayan Özhaseki, Kayserili olması nedeniyle çok yakından tanıdığı Boydak ailesiyle arasında geçenleri de ilk kez anlattı.

"2 SENE GEÇTİ HİÇ TELEFONLAŞMADIK"

Hacı Boydak'ı 17-25 Aralık'tan sonra çağırıp cemaat konusunda uyardığını anlatan Özhaseki, "Hacı Bey'e sordum. Açık yapmadım, çağırdım uyardım. O da bir düşünce istedi, 'Şu anda müfettişler var fabrikamı inceliyorlar' dedi. Bu yapıya destek olup, TUSKON'a katılınca dikkat çekiyorsun dedim, iyi düşün dedim. Sonrasında da aradan 2-2,5 sene geçti hiç telefonlaşmadık" diye konuştu.

İşte Mehmet Özhaseki ile yapılan o röportaj:

"HERKESTE BİR ŞAŞKINLIK OLDU"

Boydak'a kayyum atandı. Bunu nasıl karşılıyorsunuz. Bir ikincisi geçmişte Boydak'lara yönelik sizin gerek belediye başkanlığı gerek AK Parti Genel Başkan Yardımcısı döneminde gerekse Bakanlık döneminizde uyarınız oldu mu Boydak'lara? Seçimlerde Boydak ailesinin bir kesimi sizin aleyhinize de çalışmıştı? Ne diyeceksiniz?

Şimdi Boydak üzerinden de ziyade, 17-25'ten sonra herkeste bir şaşkınlık oluştu. Yani cemaatin sadece hizmet hareketi olduğu, güzel işler yaptığını görerek Türkiye'nin ekseriyeti bunlara yardımcı oluyordu. 17-25'te herkes bir şaşırdı, ne oluyor dedi. Birkaç ay gelişmeleri izledik, bizde yakından takip ettik, anlamaya çalıştık. Olay berraklaşmaya çalıştıktan sonra, herkesteki flu alan bitti bendeki de çok netleşti. O yapıdan kimi tanıyorsam herkesi tek tek uyarmaya başladım.

Sonra televizyonda oturup bu yapıyla ilgili düşündüklerimi televizyonda, gazetede anlatmaya başladım. Bu iş adamları grubu içerisinde belki de 25-30 kişiyi uyarmışımdır. İleri gelenler düzeyinde tanıştığımız merhaba dediğimiz insanlardan birçoğuna bu yapının artık hizmet hareketi olmaktan çıktığını, başka bir boyuta doğru evrildiğini devletle, milletle uğraşan bir örgüt haline döndüğünü uğratmaya çalıştım. Açık açık bu kardeşlerime sesleniyorum diyerek uyarı görevinde bulundu.

"HACI BOYDAK'I 2 KERE ÇAĞIRDIM"

Ve şunları sordum;

Bir hizmet hareketi neden MİT'in TIR'ını çevirir, neden Genelkurmay Başkanı ve Cumhurbaşkanı'nı dinler, niye başbakanı dinler, neden bakanları, yöneticilerin gece uyurken resimlerini çeker?

Niye bunları yapar diye defalarca sordum bunlara ve birebir de çağırıp belediyede, makama çağırdım. Hacı Boydak'ı 2 kere çağırdım.

Neden ihtiyaç duydunuz?

O günlerde sanki herkes bir karar aşamasındaydı. Ya Hizmet Hareketi'ndeki bu işten razı olup gideceklerdi, hayatının sonuna kadar bu işi devam ettireceklerdi ya da arada bir perde var onu yırtacaklar devletten yana olacaklardı. Bugün biz varız belki yarın başka bir hükümet gelecek. Ben şunu da sordum hizmet hareketi denilen nesne dün 28 Şubat'ta askerlere boyun büküyordu. Okullar size kurban olsun, hepsini teslim edin diyordu.

"HACI BOYDAK'A SORDUM"

Rahmetli Erbakan'a biz siyasette asla yokuz, siyasete ilişmeyiz diyordu. Şimdi nasıl oldu da birden bire, üstelikte kendilerine yabancı olan bir insana ve hükümete, hem muhalefette uğraşıyor hemde hükümeti devirmek için uğraşıyor. Bütün bunların sorularını cevaplarını biliyor musun diye Hacı Bey'e sordum. Birçoğu gözaltında, dışarıda olan insanlar var bunları da uyardım. Açık yapmadım, çağırdım uyardım. Kendisi de sağa sola söylemiş. Televizyonlarda bunu defalarca sordum ve herkesin karar vermesi gerektiğini ifade etti.

Hacı Bey'e soruların cevaplarını bilip bilmediğini sordum. O da bir düşünce istedi, şu anda müfettişler var fabrikamı inceliyorlar dedi. Bu yapıya destek olup, TUSKON'a katılınca herhalde dedim dikkat çekiyorsun dedim, iyi düşün dedim. Sadece Hacı Bey değil Kayseri'de genelinde. Gazete manşetlerini getirsem hayret edersiniz. Bir sürü başlıklar vardı Kayseri'de. Mesela bunların tabanının ibadethane, ortasının ticarethane üstünün ise ihanet halinde olduğunu çoğunu ben söyledim. 2014'ün Şubat'ın da mı ne söyledim, daha hiç kullanılmamıştı o sözler.

"HACI BEY'İN KAFASI ALLAK BULLAKTI"

Hacı Bey sizi dinlemedi ya da düşünme payı verdiniz. Ya da düşünmesini mi istediniz?

İkinci geldiğinde Hacı Bey'in kafası allak bullak, bu yapı rahat bırakmamış, gelip bir şeyler söylemişler ve kararı sanki benim anlattığım makuliyetten yana değildi. Sonrasında da aradan 2-2,5 sene geçti hiç telefonlaşmadık. Orada bir kopuş yaşadık. O yapının özelliğiyle ilgili Boydak'a birçok ortak var, her ortağı orada görmek olmaz. O ortaklardan bazıları böyle davranıyordu. Sermayede var mı, daha doğrusu işlerin büyümesi onlar sayesinde mi oldu bilemiyorum. Ama bunların hepsi şimdi inceleme safhasına girmiş. Bir taraftan emniyetin ve savcının işlem yaptığı, doğrusu bu konuda bir şey söylemem uygun olmaz, bizleri aşmış hukuka intikal etmiş durumda. Bize sadece izlemek düşer.

Kayseri'de özellikle uyardığınız Hacı Boydak ya da Memduh Boydak sosyal medyadaki paylaşımları da var ama Mustafa Boydak meselakendisini bu yapının dışında tuttu, kandırıldım dedi ilan verdi. Orada bu konuda bir şey söyleyeceğiniz var mı?

Yani Boydak grubu içerisinde birçok ortak var. Ben bu Mustafa Bey'in bu yapıya iliştiğini zannetmiyorum. Mustafa Bey gibi düşenlerle diğerlerinin ufak tefek tartışmaların olduğunu zannediyorum. Ama bu tartışmalarda kim galip geldi, kim ne söyledi bilmemin imkanı yok. Birçokları da böyle olduğunu bilmiyorduk açıklaması yaptılar. Fakat ne kadar doğru, ne kadar samimi bilmiyorum. Toplantılardan emniyete neler intikal etti bilmediğimiz için haklarından hayırlı bir şey dilemekten başka bir şey gelmez.

"17-25'İ MİLAT KABUL ETMEK LAZIM"

Sayın Nurettin Canikli ile konuştuk. 17-25 Aralık sonrası pişman olanlarla ilgili bir söz söyledi. 'Kızıldeniz yarıldığında edilen tövbenin tesiri yoktur' dedi. 17-25 sonrası kamuoyunu takip ettiğimizde dönüşler var, bunların tamamını aynı şekilde değerlendirmek doğru mu yoksa bununla ilgili bir eylem yapılacak mı? Bank Asya'da hesabı olanlarla bu yapıya sosyal medya hesabıyla destek verenlerle ilgili görevden almalar olacak mı? Onlarla ilgili başka bir soruşturma yapılacak mı yoksa bunların tövbesi kabul olmayacak mı?

Şöyle bir tarihi baz almakta fayda var, baz almazsanız geçmişe doğru giderseniz bu yapıya merhaba diyen kimse yok gibi. Bu yapıya birçok kişi din yapısında, sevgisinden destek olmak için içinde bulundu. Ya korkusundan ya da gelecek kaygısından bu yapıya sempatik gözüktü, yanında gözüktü. Senelerce bu ilişki böyle devam etti, hepimiz biliyoruz. Ama 17-25'i bir milat kabul etmek lazım, baz kabul etmek lazım. Tehlikeli örgüt kabul edildikten sonra , devlet açıkladıktan sonra siz hala o yapının emrinde devam ediyorsanız ona bir şey diyecek yok zaten. Şimdi mesela memurların işine son verilmesiyle ilgili alınan karar şu:

Bir, Komisyon kuruluyor ve vicdani kanaat üzerine hareket ederler ama birçok delil var ve bakmak zorundalar. Deliller işte, ABD'deki FETO denilen adam gidin Bank Asya'yı kurtarın, para yatırın diye konuştu. Bundan sonra gidip siz bin lira 100 bin lira buna destek olarak para vermişseniz bu adamın emrindesinizdir.

"İSTİFA ETMEMİŞSENİZ YARDIM EDİYORSUNUZDUR"

İkincisi, bunların bir takım sendikaları var, gidip hala o sendikalardan istifa etmemişseniz, 17-25'den sonra özellikle –ki bu bazıları istifa mektubu yolluyormuş, sendika kabul etmiyormuş- bu tür ilişkilerden sonra istifa etmemiş ise yardım ediyorsunuzdur.

"BYLOCK'U KULLANMIŞSANIZ BU BİR DELİLDİR"

Üçüncüsü ise, ByLock diye bir sistem çıktı, gizli şifreli konuşmalar. Bu konuşmalarda sizde kullanmışsanız, bütün bunlar delildir. Siz o örgütün üyesinizdir. Bütün bunlar ortadayken, siz hala döndüm, orada değildim demenin hiçbir anlamı yok. Benim bir telefonum var, 23 yıldır görevdeyim, her tarafta geziyor telefon. Hiçbir şifreleme kullanmadım, ya biz memur olarak siz neden şifreli sistemden haberleşme kullanıyorsunuz. Herkesten saklı bir şeyiniz yoksa neden kullanıyorsunuz bunları, demek ki saklanacak bir şeyiniz var.

Kızıldeniz'in yarılması mı kabul edersiniz yoksa sert bir hat mı kabul edersiniz bilemem. 17-25 öncesinde gayret edenlere kimsenin bir şey dediği yok. Türkiye'nin yüzde 90'ını yoksa açık hapishanede tutmak lazım. Ama bu tarihten sonra bu yapıya yardım etmişseniz yapacak bir şey yok artık.

"ŞEYTANDAN İKİ TIK ÖTEDE"

Göz önünde olan güzel işler yapıyorsunuz. Güneydoğu'daki yapılaşmayla ilgili size güzel bir görev verildi. Birçok belediyelere de operasyon yapıldı, sizinde yıllarca belediye başkanlığı yaptığınız Kayseri'de özellikle iş dünyasına yapıldığı operasyonda belediyeden mesela hiç FETÖ'cü çıkmadı.

Bakın ben size bir şey söyleyeyim, bu FETÖ'nün taktikleri şeytandan iki tık ötede. Normal değil, bunları her an bir taktik, emir geliyor hepsi bunu anında uygulamaya geçiyorlar. En son savunmalarını veren öğretmenler sanki fotokopi gibi aynı şeyleri ifade ediyorlar. Askerler üç aşağı beş yukarı aynı şeyleri söylüyorlar. Bunlara bir emir geliyor ve bunu yapıyorlar. Şimdi bunların adamları demişler ki "herkes FETÖ'ye küfretmeye başlasın" hepsi küfretmeye başladınız ne oldu? Diyorlarmış gibi falan falan bunları işin içerisine katın, hep beraber isimler atıyorlar. Kara propaganda anında başlıyor bunlarda. Ara ara 17- 25'ten çok öncesiyle ilgili bunlara merhaba dediğimiz için, seyahatlerine katıldığımız için benimle de ilgili bir furya tutturdular.

1 METREKARE ARSA VERMEDİM

Ama net ifade edeyim, şuan iş başına getirdiğim 100'den fazla üst düzey eleman, müdürleri de katarsam 250'den fazla insan. Daire Başkanı, Genel Sekreter, Genel Sekreter Yardımcısı, Genel Müdür ve Genel Müdür Yardımcısı gibi görevlerde daha açığa alınan görevli olmadı. Bunlar da var. 21 yıllık belediye başkanlığım döneminde 1 metrekare arsa vermedim.

"HEDİYE ETTİKLERİ KİTAPLARDAN BİR PARAGRAF OKUMADIM"

Bunların 5 dakika sohbetlerinde oturmadım ama ayaküstü bir yerde sohbet etmişimdir, olağan şeylerdir bunlar. Sohbetlerine gidip de diz kırıp da bir hocalarını 5 dakika dinlemedim, hediye ettikleri kitaplardan bir paragraf okumadım. Yurtlarda kalmadım. 21 yıllık belediye başkanlığı sürecinde sizden o kadar beklenti bekleyen insanlar oluyor ki bazıları haklıysa cevap veriyorsunuz ama meşru değilse yok diyorsunuz. Karşı tarafa geçiyor, benim böyle ahlaksız teklifim vardı ama başkan kabul etmedi demiyor. Yok diyince de karşı cepheye geçiyor, ölünceye kadar muhalifiniz oluyor.

Bakın belediye başkanlığım döneminde sakallı hacı babalardan, vakıf yöneticilerine, parti yöneticilerine kadar şuraya bir benzin koyalım da ortak olalım diyenlerden, şu arsam da 2 katlı gözüküyor 15 kat ver diyene, şu ihaleyi şuradan al diyene ya bana yardımcı ol da ben burada il başkanı olayım diyene kadar - bunların hepsi bir menfaattir – onlarca adam oldu. Çizgim çok net, bunları her yerde söylüyorum istisnasıda yok bunun. Kazanan ihaleyi aldı, kazanmayan ihaleyi almadı. 21 yılda tek bir müteahhiti zengin ettiğim söylenemez. Özelimde çok mutavazıyım ama bu işlerde iddialı söylüyorum.

DİŞLERİNİN ARASINDAN SÖYLÜYORLARDI

Ya Özhaseki şuna adama iş verdi zengin etti, kimse söylemez, hak eden almıştır. Sonra dikkat ederim, işi iyi yaptırırım. Bu menfaati sağlamadım ve onların güdümlerine girmedim. Bazende cemaatlerine gidip fazla oturmadığım adamlardan bir grubu dedikodu yaparak, müslüman tavıda değiller. Bana direkt FETÖ'cü demiyorlar da... Dişlerinin arasından böyle şeyler söylüyorlar ama hiç birisi de yiğitçe demiyor ki şu kötü teklifte bulundum o da beni kovdu demiyor. Durmadan size muhalefet ediyor.

Yüzüme de bir cümle söylemiyor, sırnaşıyor adamlar. Bunu ben şehrimde yaşıyorum şahsen. Arkamdan konuşuyorlar ama canı yanmış zamanında, istediğini yapmamışım ama yüzüme söylemiyorlar. Allah ıslah etsin demekten başka bir şey diyemiyorum. Müslümanın tavrı net olur.

KİMSEYE BİR ŞEY YAPMADIM

Sayın Bakan, bu belediye başkanlığınız döneminde yaşadığınız olayların bir benzerini bakanlığınız döneminde de yaşamaya başladınız. Size yönelik söylemler, birilerinin nasırına bakanlığınız döneminde de bastınız ki bu söylemler başladı. Tepkiler, aleyhte bir şeyler oluyor. Ne yaptınız siz?

Kimseye bir şey yapmadım, belediyedeki tavrımı devam ettiriyorum. Birinci işim çalışmak, bana teslim edilmiş bir bakanlık var onu namusum gibi korumak. Orada iyi işler yapmak, yeni hedeflere doğru o bakanlığı yelken açıp götürmek.

İkincisi de, bizim bakanlığımız operasyon yemiş bir bakanlık, bir takım ilişkilerde, telefonları dinlenilmiş ve ifadeleri alınmış. O zaman burada bir takıp pürüzler varsa bunlardan haberdar olmak benim birinci görevim. O pütürdüye mani olduğunuz zaman bir takım insanlar bundan rahatsız oluyorlar ve zıplamaya başlıyorlar. Dediğim gibi seneler öncesinden isteklerini yerine getirmediğimz insanlar çıkıpta bundan dolayı demiyorlarsa, şimdi kuyruğuna bastığım adamlarda birlikte bağırmaya başladılar. Ama ben doğru bildiğimi yapacağım, Allah'ın izniyle kimseye haksızlık etmeyeceğim, elimdeki yetkileri kötüye kullanmayacağım. Buradan giderken zaferle gideceğim ancak bildiğim kötülüklere mani olacağım. Bu bir prensip."

PAYLAŞ