Mesut Yılmaz'dan 15 Temmuz çıkışı!

Eski Başbakan Mesut Yılmaz, Avusturya'nın önde gelen ORF kanalında yayınlanan ZIB programına konuk yorumcu olarak katıldı. Yılmaz, ilk arayanın Avrupa değil, Putin olduğunu söyledi.

Avrupa'da bir televizyon kanalına konuşan eski Başbakan Mesut Yılmaz, 15 Temmuz sürecinde Avrupa'nın tavrını eleştirdi. "Bakınız, Cumhurbaşkanımızı demokrasinin muhafazası için tebrik eden ilk kişi Vladimir Putin oldu. Sanırım Avrupa nasıl bir tepki vermeliydi sorusuna yeterli bir cevaptır bu" diyen Yılmaz, "yetersiz demokrasi veya Türk usulü demokrasi ile askeri rejim arasında bir seçim. Ve bizler oy birliği ile demokrasiden yana olduk. Türkiye'nin durumu budur" ifadelerini kullandı.

İşte Yılmaz'ın açıklamaları:

"AVRUPA TARAFINDAN YARI YOLDA TERKEDİLDİK"

"-Türkiye'de bir çok insan Avrupa tarafından yanlış anlaşıldıklarını ve yarı yolda bırakıldıklarını hissediyor. Bunu tasdikleyerek onaylıyor musunuz ? Siz de Avrupa tarafından yarı yolda terk edildiğinizi hissediyor musunuz ?

-Kesinlikle.

-Düşününüz ki vahim bir felaketten kıl payı döndük. Eğer bu darbe girişimi başarılı olsaydı; kaos hatta belki iç savaş ve Avrupa'ya kitlesel göç gibi çıkabilecek sonuçların acısını özellikle Avrupa Birliği'nin ülkeleri çekecekti. Ayrıca şunu belirtmeliyim ki, demokrasiyi daima avrupai bir erdem olarak görüyorduk, bu yüzden avusturya gibi müttefik ülkelerden Türk milleti ile dayanışma içinde olmalarını beklerdik.

"ERDOĞAN MERKEZİ BİR ROL ALDI"

- Şimdi şöyle ki, Avrupa tepkisini Türk milletine değil, Türkiye'nin cumhurbaşkanına ve Türkiye'nin iktidarına vermektedir. Burada çok açık bir şekilde güvenilebilir olma sıkıntısı yaşanmaktadır. Erdoğan argümanlarıyla Avrupa ve ABD'yi ikna edememekte. Bu güvenebilirlik sorununun yaşanması da anlaşılabilir değil mi?

-Erdoğan darbenin püskürtülmesinde merkezi bir rol aldı. Ve şu an daha büyük bir popülarite yaşamakta. Yahut Türkler arasında daha fazla itibar sahibi oldu. Ve bunların arasında kendisine şimdiye dek aşırı eleştirel gözle bakan insanlar da var.

-Size göre Avrupa'nın uygun tepkisi nasıl olmalıydı?

"İLK ARAYAN PUTİN'Dİ"

-Bakınız, Cumhurbaşkanımızı demokrasinin muhafazası için tebrik eden ilk kişi Vladimir Putin oldu. Sanırım Avrupa nasıl bir tepki vermeliydi sorusuna yeterli bir cevaptır bu.

-Avrupa Birliği'nin Türkiye'nin AB üyeliğine yönelik müzakerelerini kesmesi, Avusturyalı siyasetçiler tarafından isimlerini zikredecek olursak Başbakan Kern ve Dışişleri Bakanı Kurz tarafından tartışmaya açıldı. Şimdi şöyle ki, Türkiye onyıllardan beri Avrupa için bekleme salonunda oturup beklemekte. Ve aslında Türkiye'de de artık hiç kimse uzun zamandan beri Türkiye'nin Avrupa Birliği üyeliğinin yakın zamanda gerçekleşebileceğine inanmamakta. Bu durumda "bunu kamuoyuna açık bir şekilde tartışmaya açıp bunu görüşeceğiz" demek dürüst bir tavır değil midir?

"EN FERASETSİZ TEPKİ AVRUPA'DAN"

-Öncelikle şunu söylemeliyim ki, en ferasetsiz, en düşüncesiz ve en yıkıcı tepkinin Avrupa'dan gelmesi beni şahsım adına üzmüştür. Bu tepki çok aceleci geldi gerçeklerle bağdaşmayacak şekildeydi. Türkiye-AB ilişkileri bir meseledir, Türkiye'deki demokrasinin geleceği ise apayrı bir meseledir.

- Türkiye'de 3 defa başbakanlık yaptınız. Türkiye'nin AB üyeliği için çok çaba sarfettiniz. Şu an Erdoğan'ın idam cezasını tekrar yürürlüğe geçmesine sıcak baktığını biliyoruz. Avrupa Bilirği idam cezasının yürürlüğe geçmesini kırmızı çizgi olarak tanımlıyor. Yani bu çizgiyi geçmek mümkün değil. Sizin görüşünüz nedir bu konuda: Erdoğan ülkesini yani sizin ülkenizi bir AB üyeliğine doğru yöneltmek istiyor mu ki?

- Türkiye ve AB'nin üyelik müzakerelerinin bir çıkmaza girdiğini biliyoruz. Şahsen ben, sorumluluğun sadece Türkiye'de olmadığını düşünüyorum. Düşünün ki, bir yandan Türkiye ile üyelik müzakereleri başlatıldı, diğer yandan ise bazı müzakere başlıkları bir takım üye ülkeler tarafından bloke edildi. Hatta Avusturya dahil olmak üzere, bazı üye ülkeler Türkiye'nin AB üyeliği için referandurma gitmesini teklif etti. Bu şartlar altında eminim ki müzakereler sonuç vermeyecektir. O halde Erdoğan'ın niyetine bağlı olan bir şey değil bu, Avrupa'ya ve AB'ye bağlıdır.

"DEMOKRASİYİ SEÇTİK"

- Son olarak, medyada misafir kalem olarak ele aldığınız yazınızda "Türkler 15 Temmuzda, yani darbe girişiminin olduğu günde demokrasiyi seçmiştir" diyorsunuz. Üzerinden neredeyse bir ay geçti, bir çeşit bilanço çizecek olursak: Demokrasi için ne kadar yol katedildi?

- Şunu çok iyi biliyoruz ki, bizler bir seçim yapmak zorundaydık, yetersiz demokrasi veya Türk usulü demokrasi ile askeri rejim arasında bir seçim. Ve bizler oy birliği ile demokrasiden yana olduk. Türkiye'nin durumu budur. Bunun dışındaki her türlü habercilik saptırıcı ve önemsizdir."

PAYLAŞ