Mucize! 'Yüzde 1 Deniz' direndi, kazandı

Atatürk Havalimanı'ndaki bombalı saldırıda beynine giren şarapnel parçasıyla ağır yaralanan ve doktorların 'Yüzde 1 yaşama şansı var' dediği Deniz Aksakal hastaneden yürüyerek çıktı.

Haziran ayında Atatürk Havalimanı'ndaki bombalı saldırıda, beynine şarapnel parçasının girmesiyle ağır yaralanarak felç olan hukuk fakültesi öğrencesi 22 yaşındaki Deniz Aksakal, İstanbul Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Eğitim ve Araştırma Hastanesi'ndeki uzman ekip ve ailesinin büyük emeğiyle yürümeyi başardı.

HAVALİMANI SALDIRISI HAYATINI ALTÜST ETTİ

Deniz Aksakal'ın hayatı, 28 Haziran'daki Atatürk İstanbul Havalimanı saldırısında altüst oldu. 45 kişinin ölümüne neden olan saldırı sırasında Aksakal, babası muhtar Tuncay Aksakal ile birlikte Almanya'dan gelen halasını karşılamak için dış hatlar bekleme salonundaydı. Saatler 21.22'yi gösterirken havalimanının dışında şiddetli bir patlama sesi duyuldu.

Baba-oğul yere yatarak önlem aldı. Baba Tuncay Aksakal, yattıkları yerden eşi Gülnaz'ı arayarak, durumlarının iyi olduğu haberini verdi. Derken ikinci bir ses duydular. Kalabalık bir grup, baba-oğul Aksakalların bulunduğu yöne doğru kaçışmaya başladı.

BABA SİPER OLDU AMA...

Güneydoğu'da askerlik yaptığı için böyle durumlarda nasıl davranması gerektiğini bilen baba Aksakal olayı şöyle anlattı: "Oğlum vurulur diye korkuyordum. Yolcu çıkış kapısı önündeki direğin önüne çektim onu. Sırtını direğe dayadım, önünde ben durdum. Kurşun isabet ederse bana gelsin diye. Deniz başını uzatıp, bakınca bombacı patlattı. Ben yaralanmadım ama oğlumun sol tarafından beynine şarapnel parçası girdi"

"İLK MUCİZE YAŞAMASI OLDU"

Aksakal'ın ilk tedavisi Bakırköy Sadi Konuk Araştırma ve Eğitim Hastanesi'nde yapıldı. Üç gün yoğun bakım ünitesinde uyutulan, daha sonra da hayati fonksiyonlarını destekle sürdürebilen Aksakal için doktorlar ümit verici konuşamıyordu. Ailesine, "Yüzde 1 yaşama şansı var" denmişti. Baba Aksakal, "İlk mucize yaşaması oldu" dedi. Hayati tehlikeyi atlattı. Ama beyni zarar görmüştü. Boynundan aşağısı felçti. 21 Temmuz'da İstanbul Fizik Tedavi Rehabilitasyon Eğitim ve Araştırma Hastanesi'ne nakledildi. Başhekim Doç. Dr. Fatma Nur Kesiktaş, "Bize sedyeyle getirildiğinde kol ve bacakları felçti. Başını tutamıyor, oturamıyordu. Bütün ekip onun için, severek çalıştı. Deniz'in hırsı, inancı, ailesinin desteğiyle başardık" dedi.

"HEDEFİMİZ KOŞTURMAK"

Deniz tedaviyle önce boynunu tuttu. Sonra oturmaya başladı. Arkasından yürüme egzersizlerine geçildi. Doç. Dr. Kesiktaş tedaviyi şu sözlerle anlattı: "Beyin her şeye uyum sağlayan bir organ. Şarapnel parçasının durmasına ve başındaki bazı kırık parçalara rağmen çok iyi organize oluyor. Beyin bir depolama alanı ve egzersizlerle tekrar hatırlatıyoruz. Uyguladığımız tedavilere çok iyi yanıt verdi. Hedefimiz koşturmak!"

"KÂBUSLAR GÖRÜYORDUM"

Ailesinin isteğiyle 19 Eylül'de taburcu olan, ancak haftanın 5 günü tedaviye gelmeyi sürdüren Aksakal şöyle konuştu: "Benim için zor ve sıkıntılı bir süreçti. Zaman zaman kötümser oldum. 'Neden benim başıma geldi?' dedim. Yürüyememekten korktum. Kabuslar görüyordum. Şimdi biraz rahatladım."

PAYLAŞ